Batılılaşma Dönemi Türk Resim Sanatı

Türk Resim Sanatında Primitifler

Batılı anlamdaki resim sanatının primitif örnekleri, peyzaj ve natürmort türünde yağlı boya resimlerdir.

Ahmet Ziya Akbulut, Giritli Hüseyin, Fahri Kaptan, Hilmi Kasımpaşalı, Salih Molla, Hüseyin Zekai Paşa vb. ressamlar, doğa konulu resimler yaparken fotoğraflardan yararlanmışlardır. Resimlerinin ortak özelliği; ayrıntılara inen titiz bir işçilik, doğa biçimlerinin net olarak algılanması ve resimlerin genelinde figüre yer verilmemesidir.

Asker Ressamlar

Asker kökenli ressamlardan olan Şeker Ahmet Paşa, resimlerinde konu olarak manzara ve natürmortları ele almıştır. “Erenköy’den Manzaralar” , “Orman ve Geyik” adlı tablolarında doğaya karşı duyarlılığını yenilikçi bir üslup anlayışıyla sergilemektedir. Natürmort çalışmasında yalın formlarla ışık, doku ve renk değerleri başarıyla sunulmuştur. Sanatçının otoportresi de Türk resmindeki en başarılı çalışmalardan biridir. Elinde paleti ve fırçasıyla tuvalin başında duran ressam, şık kıyafetiyle izleyiciye bakmaktır.

Halil Paşa, manzara ve portre türünde eserler vermiştir. Resimlerinde ışık ve renk kullanımı dikkati çeker. Eserlerinde, İstanbul ve yaşamının bir bölümünü geçirdiği Kahire’den manzaralar yer alır. Serbest fırça vuruşları ve doğa karşısındaki duyarlılığı tablolarında hissedilir.

Hoca Ali Rıza, yaptığı İstanbul görünümleri, güçlü deseni, günümüze ulaşan karakalem resimleriyle Türk resim sanatının en önemli ressamları arasındadır.

Natürmortlarındaki zengin renk armonisinin yanı sıra boyayı ince kullanışından gelen bir tazelik ve ışık, Süleyman Seyit’in resimlerine özel bir değer katar.

19. yüzyıl Türk resminde Şeker Ahmet Paşa Kuşağı olarak adlandırabileceğimiz kuşağın en önemli temsilcileri Süleyman Seyit, Hüseyin Zekai Paşa ve Halil Paşa’dır. Osman Hamdi de bu kuşaktan olmasına karşın, diğerlerinden ayrı olarak ele alınmaktadır. Türk resminde Batılı anlamda figürü ilk olarak kullanan Osman Hamdi Bey, fotoğraftan yararlanarak yaptığı resimlerinde figüre önem vermiş, Osmanlı insanının düşünce ve yaşantısını yansıtmıştır. Onun resimlerinde Osmanlı kıyafet ve mekânları içindeki figürler; düşünen, okuyan ve tartışan kişilerdir. Bu özellikleriyle Osmanlı toplumunda bilginin, kadının ve mevcut değerlerin önem kazandığı Doğu-Batı sentezini ifade eder.

Çallı Kuşağı

Türk resim tarihinde “1914 Kuşağı”, “ Çallı Kuşağı” veya “ Türk İzlenimcileri” diye adlandırılan bu grubun başlıca üyeleri; İbrahim Çallı, Sami Yetik, Feyhaman Duran, Hikmet Onat, Avni Lifij, Nazmi Ziya Güran, Şevket Dağ ve Namık İsmail’dir. Sanayi-i Nefise Mektebi tarafından Paris’e gönderilen İbrahim Çallı, Namık İsmail, Avni Lifij, Nazmi Ziya gibi ressamlar; I. Dünya Savaşı (1914)’nın başlamasıyla ülkeye geri döndüler. Bu sanatçılar Avrupa’dan döndüklerinde “izlenimcilik”i Türk resmine taşıdılar. Ortak bir sanat anlayışındaki bu grupta Avni Lifij, simgeci görünümü ile farklılık göstermektedir. Grubun başlıca ilham kaynağı, İstanbul’un görünümleri olmuştur. Nazmi Ziya, İbrahim Çallı ve Hikmet Onat’ın İstanbul’un çeşitli bölgelerini konu alan çalışmaları bulunmaktadır.

Çallı Kuşağı ressamları, Haliç ve civarı ile Boğaziçi kıyılarını büyük bir ustalıkla resmederek, Türk resminde “Boğaziçi manzaraları” diye bilinen türün yaratıcısı oldular.

Nazmi Ziya, renkleri saf hâliyle kullanırken soğuksıcak renklerin uyumu da resimlerinde hissedilir.

İzlenimci ressamların tuvallerinde tanık olduğumuz ışıklı tonlar, Hikmet Onat’ın resimlerinin de tonlarıdır. Sanatçı limana demirlemiş mavnaları, kıyıya çekilmiş sandalları, balıkçı kayıkları, yelkenlileri, Kandilli sırtları, Çengelköy tepelerindeki fıstık ağaçları, Rumelihisarı’nda sabahın ilk izlenimleri, Sarıyer, Göksu ve Bebek kıyıları, Boğazın pırıl pırıl güneşi ve durgun sularını resimlerine konu olarak seçmiştir.

Çallı Kuşağı ressamlarından olan Namık İsmail, desen ve renk anlayışındaki sağlam işçiliğinin yanı sıra farklı elemanları tuvaline yerleştirmedeki ustalığıyla dikkat çeker.

Şevket Dağ, “cami ressamı” olarak anılır. İstanbul’un tarihsel yapıları ve bu yapıların iç dekorları tablolarına konu olmuştur. Sanatçıyı daha çok, camilerin renkli camlarından süzülerek gelen halılara ve duvarlardaki çinilere yansıyan ışık ilgilendirmiştir.

Sami Yetik’in resimlerinde genellikle savaş ve güncel yaşamdan sahneler görülür.

Kaynak: Sanat Eserlerini İnceleme 12, MEB, 2018.

İlginizi Çekebilir...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir