Cumhuriyet Dönemi Türk Resim Sanatı

Müstakiller

Müstakil ressamlardan Refik Epikman, resimde çizgi sağlamlığını ve hacimselliği ön planda tutan bir anlayışı benimser.

Zeki Kocamemi, konstrüktif (inşacı) ve kübist ressamlarımızdandır. Üç boyutluluğun plan farklarıyla ele alındığı, hacmin ton ayrımlarıyla oluşturulduğu bu yeni anlayışta, çizgi ağırlıklı biçim ve hacim üzerinde yoğunlaşılmıştır.

Ali Avni Çelebi, Dışavurumcu değerlerle resimde deformasyon (biçim bozma) tekniğini uygular. Bu teknik, resmin dışavurumsal anlatım gücünü pekiştirmektedir.

Mahmut Cuda’nın natürmortlarında tabaktaki meyveler ve onun çevresindeki nesnelerin hacimli bir görünüşü vardır. Doğaya bağlı bir ressamdır.

Cevat Dereli, doğayla ilgili izlenimlerini özgür renk tuşlarıyla tuvaline yansıtmıştır. Onun resimlerinde gerçek, düş, gözlem ve fantezinin uyumlu bir sentezi görülür.

D Grubu

Cemal Tollu, resimlerinde kompozisyon kuruluşuna önem verir. Biçimleri heykelsi görünüşte olup hacim ön plandadır. Resimleri figür ağırlıklıdır. Eserlerinde geometriye dayanan kompozisyon ve bütünlük görülür.

Berk’in eserlerinde yüzeyde dağılan çizgilerin ritmik arabeski göze çarpar. Yöresel konulara duyduğu yakınlık, çağdaş plastik sanat beğenisiyle süslemeci dekoratif anlayışı birbirine yaklaştırır. Sanatçının resimlerinde, birbirini değişik yönlerde kesen düz çizgiler, kavisler ve eğrilerin oluşturduğu bir uyum dünyası vardır.

Dengeli kompozisyon, geometrik figüratif ve süslemeci bir tarz, sağlam konturlu çizgiler “Ütü Yapan Kadın” adlı eserinde de görülür.

Bedri Rahmi Eyüboğlu, resimlerinde Anadolu toprağı ve gelenekleri üzerinde yoğunlaşır. Halkın günlük işleri, köylü çorapları, kilimler, heybeler, vb. Anadolu’ya özgü konuları işlemiştir. Kendini sürekli değiştirip geliştiren, yenilikçi, meraklı ve renkli kişiliği resimlerine aynen yansımıştır.

Bedri Rahmi’nin “Vagon” adlı eseri, mozaik etkisi verdiği yağlı boya resimlerinden biridir. Resme ilk bakışta eşek sırtında, kucağında çocuğuyla bir Anadolu kadını çıkar karşımıza. Stilize edilmiş bir kadın figürü yer alır. Resmin alt tarafında ise, dizi dizi vagonlar göze çarpar. Bu vagonların önünde asasına dayanmış bekleyen yaşlı bir adam görülür.

Turgut Zaim, resimlerinde Orta Anadolu Avşarlarını ve yörükleri konu alır. Onun tablolarında hamur açan, karpuz kesen, yün eğiren, çocuğunu emziren kadınlar, güreşen çocuklar, tüylü keçiler, halı dokuyan genç kızlar, çadırların çevresinde dolaşan köylüler, bir mutluluk türküsünün neşeli sesini çevreye yayarlar.

Yeniler Grubu

1940’lı yıllar, Türk resminde görülen toplumcu anlayıştaki ressamlar açısından önemlidir. Nuri İyem, Abidin Dino, Selim Turan, Turgut Atalay, Avni Arbaş, Nijat Devrim gibi bazı sanatçılar, 28 Mart 1940’ta açtıkları “Liman Şehri İstanbul Sergisi” ile birlikte “ Yeniler Grubu”nu kurmuşlardır. Bu grup, D Grubu’nun aşırı Batı yanlısı biçimci ve ekolcü anlayışına karşı çıkmıştır.

Toplumsal yaşamı ve bu yaşamın sorunlarını irdeleyen, halkın sorunlarını, sıkıntılarını, sevinçlerini ve hüzünlerini yansıtan bir sanat anlayışını savunmuşlardır. Sanatçıların dikkatini insan ve yaşamı üzerine çekmekte etkili olmuşlardır. Ancak başlangıçta ortak bir anlayış etrafında toplanan bu grupta zamanla farklı eğilimler ortaya çıkmış ve grubun dağılmasıyla çeşitli kişisel üsluplar gelişmiştir.

Onlar Grubu

Nedim Günsür, Mustafa Esirkuş, Leyla Gamsız, Turan Erol, Orhan Peker, Adnan Varınca ve Fikret Otyam gibi Bedri Rahmi Eyüboğlu atölyesinde yetişen bazı ressamlar, 1947’de “Onlar Grubu”nu kurmuştur. Bu ressamlardan bazıları, hocaları Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun leke, çizgi, renk ve benek biçiminde özetlediği resim anlayışından hareketle kendilerine özgü üsluplar geliştirmiş ancak yenilik getirmek gibi bir iddiaları olmamıştır.

Nedim Günsür genellikle toplumsal içerikli resimler yapmıştır. Resimlerinde, sırtlarında yorganları ve azıklarıyla Anadolu’dan İstanbul’a iş aramaya gelen gurbetçileri, maden işçilerinin yaşamını, İstanbul’un kıyı semtlerindeki balıkçı kahvehanelerini, gecekondu insanlarını, dalyanları, deniz kıyılarını, çarşıları, palyaço ve cambazların yer aldığı eğlence fuarlarını, bayram yerlerini ve uçurtma uçuran çocukları konu olarak ele alır.

Önceleri konstrüktif, biçimci bir anlayış düzeyinde, geometrik istiflemelere dayanan Turan Erol’un resimleri, daha sonraki dönemlerde giderek lekeci bir çözülmeye uğrar. Bodrum peyzajlarında şiirsel bir yumuşaklığa bürünen bu resimde; masmavi gökyüzü, sığ suların kıyısındaki pastel mavilerin arasında tek katlı beyaz evler, omurgası ve eğrileri mavi boyalı bir tekne iskeleti yer alır. Bu resimde hem sanatçının, hem de Bodrum’un “mührü” sayılabilecek çarpıcı bir kurgulama görülmektedir.

1950 Sonrası ve Soyut Resim

1950’ler Türkiye’sinde, toplumsal gerçekçilik anlayışını benimseyen ve bu tarz resimler yapan ressamlar görülmektedir. Ekonomik ve toplumsal açıdan zor koşullar altında yaşayan Anadolu insanının çileli yaşamını abartılı vücutlar ve ifadelerle anlatan Neşet Günal, bu ressamların en önemlilerindendir. Aynı tarzı benimseyen Neşe Erdok gibi ressamlar, çizgilerini bugün de sürdürmektedir.

Türkiye’de ilk soyut resim örneklerinin verilmesi 1950’li yıllara rastlamaktadır. Cemal Bingöl, Nijat Devrim, Halil Dikmen, Ferruh Başağa, Adnan Turani, Lütfü Günay ve Adnan Çoker gibi sanatçılar, soyut resme yönelen ilk ressamlardandır. Sabri Berkel, Cemal Bingöl, Halil Dikmen geometrik-soyut; Z. Faik İzer, Lütfü Günay, Adnan Turani ve Adnan Çoker lirik soyut ve Dışavurumcu çalışmalarıyla bilinirler. Avrupa’da çalışmalarını sürdüren Fahrünnisa Zeid, Selim Turan, Nijat Devrim ve bazı çalışmalarıyla Abidin Dino aynı eğilimde eserler vermişlerdir.

Sabri Berkel nesneleri geometrik biçimlere indirgemiştir. Abidin Elderoğlu, İslam ve Uzak Doğu kaligrafik örneklerine dayanan soyut çalışmalar yaparken Ercüment Kalmık’ın, liman ve deniz görünümlerinden yola çıktığı görülmektedir.

Orta Anadolu’daki yaşam biçimini tuvaline yansıtan Neşet Günal’ın eserlerinde, doğanın güçlükleri ve yaşamın engellerine karşı direnen insanımız, heykelleşmiş ya da anıtlaşmış bir görünümdedir. Böylece Anadolu yaşamının sert çizgileri açığa çıkarılmıştır. Yıkılmış bir evin önü, bir duvar dibi, kapı eşiği ya da korkuluk gölgesinde dinlenen insanlar, resimlerinin başlıca konuları arasındadır.

Fahrünnisa Zeid, Ferruh Başağa, Adnan Turani ve Nijat Devrim gibi sanatçılar soyut resme yönelen ilk ressamlarımızdır.

Türkiye’de soyut resim yapan sanatçılar dört gruba ayrılır:

a) Geometrik Soyutlamacılar: Hamit Görele, Refik Epikman, Erol Eti, Sabri Berkel, Cemal Bingöl, Halil Dikmen, Adnan Çoker vb.

Cemal Bingöl, resimlerinde durağan, geometrik parçaları sade renklerle ifade etmiştir. Kullandığı renkler sınırlıdır.

b) Lirik Soyutlamacılar: Zeki Faik İzer, Abidin Elderoğlu, Ercüment Kalmık, Abidin Dino, Mustafa Esirkuş, Özdemir Altan, Turan Erol, Devrim Erbil, Mustafa Ayaz, Zafer Gençaydın, Zahit Büyükişleyen vb. lirik soyutlamacı ressamlarımızın modlesiz hacimli biçimlemeleri, renk tonlarının farklılığıyla zıtlıklarına dayanmaktadır.

“Öforion”, Özdemir Altan’ın “Gerçekçi Dönem” diye adlandırılan 1972-1981 yılları aralığından bir eseridir. Faust’un çocuğuna verdiği ad olan “Öforion”da, makine parçaları ile küçük bir çocuğun görüntüsünün bir araya getirilişi de rastlantıları değerlendiren, bilinçaltını özgür kılmayı amaç-layan bir sanat yaklaşımının sonuçlarıdır. Yapıtın tüm ögeleri soyut ve derinliksiz bir fon üzerine, Hiperrealist bir teknik ile titizlikle işlenmiş ve yaratılan boşluktalık duygusu resmin atmosferini oluşturmuştur.

Abidin Elderoğlu, Sabri Berkel ve Şemsi Arel’in çalışmalarında, eski kaligrafik ögeleri andıran biçimler, kıvrak bir hareket ritmiyle özgün motiflere dönüşür. Ercüment Kalmık, düz renkli lekeler ve çizgiler kullanarak doğa sevgisini soyutlamıştır. Paletindeki renkler turuncu, sarı, pembe, vişne rengi, Prusya mavisi, yeşil ve kahverengidir.

Zafer Gençaydın, Renkçi ve Dışavurumcu bir anlayışı yansıtan lirik soyutlamalarıyla tanınır.

c) Geometrik Non-Figüratifler: Cemal Bingöl, Şemsi Arel, Sabri Berkel, Halil Akdeniz vb.

Sabri Berkel resimlerinde çizgi, leke, renk, ton gibi temel unsurlarla oluşturduğu uyumlu, düz, kavisli hatlar ve pastel tonlarla ilginç bir birliktelik oluşturmuştur.

d) Lirik Non-Figüratifler: Nejad Devrim, Selim Turan, Abidin Elderoğlu, Bedri Rahmi Eyuboğlu, Ferruh Başağa, Adnan Turani, Burhan Doğançay vb.

Bedri Rahmi çok farklı teknikleri, çok farklı formda ve büyüklükte alanlara başarı ile uygulamış bir sanatçıdır. Resim, mozaik, yazma, gravür ve serigrafi, seramik, duvar resimleri, üç boyutlu mimari elemanlar, rölyefler, cam ve tabaklar ona özgü motifler ile kentlerimizin duvarlarına kişilik ve renk katmaktadır.

Burhan Doğançay, renkli kâğıt parçalarından oluşan kolaj resmini benimsemiştir. Resimle- rinde Non-figüratif soyut bir ifade görülür.

Soyut resim çalışmaları ülkemizde her geçen gün biraz daha yaygınlaşmakta ve zenginleşmektedir. Batılı anlamdaki resim sanatımızın geçirdiği serüven, dünden bugüne ve bugünden yarına genişleyen süreçlerle devam etmektedir.

 

Kaynak: Sanat Eserlerini İnceleme 12, MEB, 2018.

İlginizi Çekebilir...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir