Fovizm Nedir, Ne Demektir?

Paris’te Sonbahar Salonu’nun 1905 sergisinde Henri Matisse, Georges Rouault, Maurice Vlaminck (Moris Vilamink) ve başka ressamların resimleri sergileniyordu. İzlenimci akımla birlikte değişen sanat anlayışına yeni yeni alışan sanat izleyicisi, sergilenen resimleri görünce şaşkınlıklarını gizleyemiyordu.

Salondaki parlak, şiddetli ve çiğ renklerin arasında “Floransa Okulu” tarzındaki bronz bir çocuk heykeline hayran kalan eleştirmen, sergideki çiğ renkli resimleri beğenmediğini ifade etmek için Rönesans’a gönderme yaparak “Vahşi hayvanların arasında bir Donatello!” diye bağırdı. Böylece “vahşi hayvan-yırtıcı kuş” anlamına gelen “fov” sözcüğü “fovizm”e dönüşerek sanat tarihinde bu akımın adı olarak kullanılmaya başlandı.

Fovizm, 20. yüzyılda modern sanatın yolunu belirleyen sanatsal karmaşada, geleneksellik ve yenilik arasında önemli ölçüde uzlaşmacı bir köprü işlevi görmüştür. Ancak fovizm, bir resmin doğanın gerçekçi bir betimlemesi olmadığı, yalnızca tuval ve boyadan oluştuğu konusunda direten ilk sanat akımıdır. Fovizmle başlayan ve ardından kübizm, dışavurumculuk, gerçeküstücülük, fütürizm, Dada akımlarıyla süren, modern yaklaşıma egemen olan düşünce, nitelikli sanatın “gerçeği” betimlemek zorunda olmadığı ama yeniliğin ve özgünlüğün peşinden giderek ilerlemesi gerektiğidir. Fovist sanatçıların en önemli hedefleri; farklı olmak ve yeni sanatsal yollar aramak olmuştur. Akımın temel ilkelerinden biri de önceki bütün sanat akımlarından uzaklaşabilmek için var olan bütün geleneksel sanat biçimlerinden vazgeçmek olmuştur.

Fovlar, sanat yapıtlarının her şeyden önce özgün olması ve izleyiciyi şaşırtmaktan geri kalmaması gerektiğini savunmuştur. Resimlerin kendi adına var olması ve 19. yüzyıl sanatının büyük bölümünün hedeflediği gibi gerçeği tam olarak temsil etmek yerine kişisel bir gerçek anlayışı ve duygusal dalgalanmaları aktarabilmesi için saf, ana renklerden yararlanmışlardır.

Cezanne, Gauguin, Van Gogh ve Seurat, daha önceden boyanın renk ve rengin uygulama yöntemi aracılığıyla güçlü bir ifade biçimi olabileceğini göstermişlerdir. Fovlar, bu kuralı daha da geliştirerek resimlerinde “taklitçi” yerine “dışavurumcu” renkler kullanmışlardır. Örneğin; bir ağaç yeşil olabileceği gibi izleyicide uyandırmak veya sanatçının aktarmak istediği duyguya göre mavi ya da kırmızı da olabilir. Dolayısıyla fovizm, modern sanatta renk kavramını kökten değiştirmiştir. Matisse, bu yeni sanatsal amacı, daha sonra modern sanatın köşe taşlarından biri olan “Tam ve doğru olmak, doğruyu aktarmak değildir.” ifadesiyle açıklamıştır.

Fovlar, devrimci nitelikte bir renk kullanımıyla yalnızca geleneksel sanat ilkelerine karşı çıkmakla kalmamış, izlenimcilerin kullandığı renk anlayışını da kırmışlardır. İzlenimciler, günün değişik saatlerinde ya da farklı mevsimlerde aynı yerin ışık nitelikleriyle değişen atmosferini yansıtmak amacıyla renkleri karıştırarak değişik tonlar elde etmiştir. Fovlar ise değişik duyguları yansıtabilmek ve canlı bir görsel etki yaratabilmek için ana renkleri kullanmıştır. Yoğunluğu ve ifade gücü nedeniyle seçilen renklerin farklı bir biçimde uygulanması, fovist resimlere patlamaya hazır bir bomba etkisi; canlı çizgiler ve fırça vuruşları ise basit ama dramatik imgelerle lirik bir canlılık kazandırmıştır. Fovist sanatçılara göre sanat, durağan değil devingen olmalı ve yalnızca geçici duyguları aktarmanın ötesine geçmelidir.

Fovizmi izlenimcilikten ayıran bir başka nokta da duyguları ifade etmede birer araç olarak kullanılan çizgi ve formların daha ham olmasıdır. Fovist resimlerde gerçek, iç görünümün aktarılabilmesi amacıyla bilinçli olarak çarpıtılmıştır. Fovistler de izlenimciler gibi doğrudan doğadan çalışmıştır ama fovların resimlerinde betimlenen konu, güçlü bir dışavurumcu tepkiyle yüklüdür. Boya, genellikle tüpten sıkılarak doğrudan ve saldırgan bir tavırla uygulanmıştır. Resimlerindeki bitmemişlik izlenimi, geleneksel resim anlayışına meydan okurken doğayla düş gücü arasındaki denge arayışları yüzünden fovlar; uzaklık, mekân ve hacimlendirme kaygılarından uzaklaşmıştır.

Fovlar, bireyselliklerinden hiçbir şey yitirmeden, akımı kurallar ve bildirgelerden çok dostluğa, mesleki ilişkilere ve ortak düşüncelere dayandırmıştır. Fovizm başlangıçta, daha önceki bütün sanat akımlarına karşı çıkmakla birlikte geçmişin ve içinde bulunduğu dönemin sanatsal etkilerinden tam anlamıyla bağımsız değildir. İzlenimcilik ve ileri izlenimcilik akımlarına karşı çıkarken her ikisinin de zenginlik ve çeşitliliğini özümsemiştir. Fovizmin önemi, temelde geleneklere karşı gelmesinde, esin verme gücünde ve özgürleştirici etkisinde yatmaktadır. Fovizm, birçok açıdan 20. yüzyıl sanatının evriminde önemli rol oynamış, gelenekleri aşma konusunda pek çok çağdaş sanatçıya ışık tutmuştur. Geçmişteki sanat akımlarının anlaşılmasına, özümsenmesine ve aşılmasına yardımcı olan fovizm, yeni düşünceleri kökten irdeleme yöntemi, sanatsal özgürlük ve özgünlük konusundaki ısrarlı tutumu ve rengi “özgür” kılışıyla, modern sanata öncülük etmiş ve sonraki kuşakların daha ileriye taşıyabileceği güçlü bir sanat mirası bırakmıştır. Matisse’in dediği gibi “Fovizm her şey değildir ama her şeyin temelidir.”

Kaynak: Çağdaş Dünya Sanatı, MEB, 2012.

İlginizi Çekebilir...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir