İlk Çağ Uygarlıklarında Müzik Kültürü

MÖ 4000 – MS 4. yüzyıl arasında yaşayan uygarlıklar, müziği çeşitli ihtiyaçlarını karşılamak için kullanmışlardır.

İlk Çağda doğaüstü güçlerle haberleşmek amacıyla yapılan müzik dönemi kapanmış, müzik bilinci dönemi açılmıştır. Sulu tarıma geçişin ve insanın toprağa yerleşme aşamasının kazandırdığı ivmeyle dünyanın en verimli ovalarında, nehir kıyılarında yükseliş gösteren İlk Çağ uygarlıkları; Mezopotamya, Mısır, Anadolu, Hint, Çin, İbrani, Yunan ve Roma kültürlerini oluşturur.

Bulgulara göre MÖ 4000 yıllarında Mezopotamya’da ilk dinsel şarkıların söylendiği, MÖ 3500’de Mısır’da ilk telli çalgı olan lutun kullanıldığı, MÖ 3000’de Çin’de bambu kavalın icat edildiği bilinmektedir. Telli ve vurmalı çalgılardan oluşan ilk çalgı topluluğu, MÖ 2000’de Nil ülkesinin ürünü olarak ortaya çıkmıştır. Bu yıllarda Sümer tapınaklarında söylenen yakarılar, rahip ve koronun karşılıklı söylediği responce (respons) ve iki koronun değişimli olarak seslendirdiği antiphone (entayfon) biçiminde uygulanmıştır.

Sanat alanındaki gelişmeler, bütün uygarlıklarda olduğu gibi ilk Çağ uygarlıklarının da anlamlı bir göstergesidir. Sulu tarıma geçiş ve yazının icadı; bilim, felsefe, matematik, hukuk, madencilik, ticaret, eğitim ve sanat alanlarındaki yükselişi sergiler. İlk Çağda müzik, estetik amaçların bilinciyle yapılmıştır.

Tarih öncesi çağlara uzanan etnomüzikolojik araştırmaların yöntemi şöyledir:

1. Çalgı bulguları

2. Resim ve harf yazıları

3. Müzik hakkında yazılmış belgeler (tarih, şiir, anı, müzik teorisi yazıları)

Bu üç bulgu eski çağların müziğine ışık tutar. Fakat müziğin nasıl yapıldığını ve seslendirmenin nasıl olduğunu belgeleyemez.

İlkel topluluklarda insanlar müziği doğadaki sesleri taklit etmek, doğa olaylarına hâkim olmak ve kendilerini korumak için tapınma amaçlı kullanmaya başlamıştır.

İnsanoğlunun kültürel ve toplumsal gelişimi üç temel çağda incelenir:

Paleolitik Çağ: Bu dönemde insanlar; doğal çevresi dağlık ve ormanlık olan, sert ve soğuk iklime sahip mağaralarda ve kayaaltı sığınaklarda yaşayan, avcılıkla beslenen 20- 30 kişilik gruplar hâlindedir. Avcılık ve toplayıcılık, yontma ve kesme alet teknolojisi yavaş yavaş gelişmeye başlamıştır. Göçebe olarak yaşam devam etmekte ve cinsler arasında iş bölümü yapılmaktadır.

Paleolitik Çağ’da ilkel nitelikli oklar yapıldığı ve ok yayındaki gerilmiş telin tınlamasıyla ilk telli çalgının ortaya çıktığı düşünülmektedir. İlkel insanların taşlardan, ağaç kabuklarından, kemik ve boynuzlardan çıkardığı sesler; önce doğayı tanımak sonra doğaüstü güçlerle haberleşmek amacıyla elde ettiği seslerdir.

Neolitik Çağ: Ilıman iklim ve bitki örtüsünün zenginleştiği bir çevrede, hayvanlardan ve bitkilerden yararlanılarak geleceği güven altına alma duygusunun ağır bastığı, tekerlekli araçların bulunduğu, din, bilim ve sanatın önem kazandığı bir çağdır. Yazı, takvim, matematik, bilim felsefe ve sulu tarımın ortaya çıkışı, keşif ve icatların başlaması yine bu dönemde hız kazanmıştır.

Paleolitik Çağ ile Neolitik Çağ arasındaki en ayırt edici özellik avcılık ve toplayıcılık teknolojisinden hayvancılık ve tarım teknolojisine geçiştir.

Endüstri Çağı: MÖ 1800 yıllarını kapsayan dönem, insanlık tarihi açısından büyük önem taşır. Teknolojik gelişmelerle başlayan bu çağ, insanlık tarihinin en önemli yükselişlerinden olmuştur. Endüstri Çağı, bilimsel buluşlara dayalı sosyoekonomik ve kültürel değişim özelliklerini barındırır.

Endüstri Çağı’nda madenciliğin kullanılmasıyla birlikte müzik alanında büyük değişimler ve gelişmeler gözlenmiştir.

 

Kaynak: Güzel Sanatlar Lisesi, Müzik Kültürü, MEB, 2018.

İlginizi Çekebilir...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir