Türk Popüler Müziği

Ulusal ve yerel değerlerle yoğrulan popüler müzik, günümüz müzik kültürünün önemli bir parçasıdır.

Tüketim alışkanlıklarının hızla değiştiği ve geliştiği günümüzde bu değişimlerin kültürel ürünlere yansıması, etkisini müzik alanında da göstermiştir. Batı müziği etkisinde kalan Türk pop müziği, kendi ulusal değerlerini ön plana çıkararak gelişmeye devam etmektedir.

Türk Pop Müziği

Türk kültür yaşamının parçası olan Türk pop müziği, Batı’daki örneklerine benzer biçimde gelişmiştir. O dönemde Batı müziğinin beğenilen şarkılarına Türkçe sözler yazan Fecri Ebcioğlu, Sezen Cumhur Önal, Modern Folk Üçlüsü, Fikret Kızılok gibi isimler 60 ve 70’li yılların unutulmazları arasında yer alır. 80 ve 90’larda ise Türk pop müziği Barış Manço, Ajda Pekkan, Sezen Aksu, Nükhet Duru, Mazhar Alanson ve Nilüfer gibi isimlerle gelişme çabasındadır.

2003 yılında Letonya’nın başkenti Riga’da yapılan Eurovision Şarkı Yarışması’nda birinciliği Sertap Erener alarak Türk pop müziği tarihi açısından önemli bir aşama kaydetmiştir.

Türk Rock Müziği

Elektro çalgıların yoğunlukla kullanıldığı, ticari ve popüler bir müzik türü olarak ortaya çıkmıştır. 1950’lerde zencilerin yaptığı müziğe karşılık Elvis Presley’in (Elvis Piresley) başlattığı rock müzik hızla gelişmeye başlamıştır ve hard rock (hard rak), heavy metal (hevi metal), punk (pank) gibi türlere ayrılmıştır.

Pink Floyd (Pink Fıloyd), Deep Purple (Dip Pörpıl) gibi gruplarla dünyayı etkileyen rock müzik ülkemizde de Erkin Koray, Barış Manço, Fikret Kızılok, Kurtalan Ekspres, Moğollar gibi isimlerle etkilerini göstermiştir.

Bu isimler; rockın ezgileriyle Anadolu’nun melodilerini harmanlamış, Batı enstrümanlarıyla ezgileri birleştirip duyulmamış bir müziği ortaya çıkarmışlardır. Yaptıkları bu müzik için Anadolu rock adını kullanmışlardır. Teoman, Şebnem Ferah gibi isimler 2000’li yılların öne çıkanlarından bazılarıdır.

Caz Müzik

20. yüzyılın başlarında büyük bir liman kenti olan New Orleans Louisiana’da (Niv Orliıns Luyiziyana) dünyanın dört bir yanından gelen insanlar ve müzisyenler sayesinde çok farklı müzikler bir araya geldi. Avrupa klasik müziği, Amerikan bluesları, Güney Amerika şarkıları ve ritimleri birleşince caz müziğinin temelleri atılmış oldu.

Amerika’da doğan caz, bu ülkenin kültürel çeşitliliğinin ve bireyciliğinin bir yansıması olarak görülebilir. Caz müziği özünde doğaçlamaya dayanır ve kişisel ifadeler içerir. Caz müzik zaman zaman popüler müzik ve sanat müziğinin önüne geçmiş ve tüm dünyayı sarsmıştır. Önceleri barlarda gerçekleştirilen bu müzik; günümüzde tüm dünyadaki kulüp, konser salonu, üniversite ve büyük festivallerde duyulmaktadır.

Türkiye’de Cumhuriyet’in kuruluşundan sonra yenilik rüzgârları hızla esmeye ve her alanda gelişmeler olmaya başladı. Batı’nın etkisiyle yeni alışkanlıklar, dans kulüpleri, dans geceleri yaygınlaştı. Amerika’da ve Avrupa’da yaygınlaşan caz müzik, 1920’li yıllarda Türkiye’ye girdi ve tanınmaya başladı.

Türkiye’de 1920’lerden günümüze kadar caz müzik büyük bir ivme kazanmıştır. Uluslararası platformda da artık Türk caz sanatçılarının isimleri ön sıralarda yer almaktadır. İsmini kabul ettirmiş caz sanatçılarımızdan Aydın Esen, Kerem Görsev, Tuna Ötenel, Sibel Köse, Jülide Özçelik, Şevket Uğurluer gibi birçok müzisyen Türkiye’deki cazın gelişmesinde önemli rol oynamıştır. Caz müziğinin tanıtılması için ülkemizde birçok festival düzenlenmektedir.

Kaynak: Güzel Sanatlar Lisesi, Müzik Kültürü, MEB, 2018.

İlginizi Çekebilir...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir