Türk Sanat Müziği

İslâmiyet’in kabulünden sonra Türk toplumunda belli değişimlerin yaşanması, sosyal ve kültürel birçok yeniliği de beraberinde getirmiştir.

Anadolu’daki hâkimiyeti sağlayan Türkler; dinî ve sosyal anlamda da diğer kültürlerden yoğun bir şekilde etkilenmişlerdir. El Kindî (801-873), İbn-i Sina (980-1037), ve Farabi’nin (873-950) eserleri doğrultusunda yeni akımlar ortaya çıkmış ve bugünkü geleneksel Türk müziği, Türk sanat müziğinin temelleri oluşmuştur.

Osmanlı Dönemi’nin en önemli isimlerinden biri olan Itrî’nin bestecilik gücü ile geleneksel Türk müziği, Lâle Devri’nde çok önemli eserler kazanmıştır. Hamamızade İsmail Dede Efendi ve Hacı Arif Bey gibi besteciler şarkı formunda, din dışı ve küçük formdaki eserler bestelemişlerdir. Bu sayede Tanzimat Fermanı’yla (1839) başlayan Batılılaşma hareketi Türk müziğini yeni bir değişime sürüklemiştir.

Cumhuriyet’in kurulmasıyla müzik sanatı alanında yaşanan yoğun çalışma ve bunun sonucunda ortaya çıkan kurumlaşma oldukça dikkat çekicidir. Cumhuriyet ilan edildiğinde Türkiye’de yalnızca iki önemli müzik kurumu bulunmaktaydı. Bunlar Mızıkayıhümayun ve Darülelhan idi. Mızıkayıhümayun, 1826’da Yeniçeri Ocağı’nın kaldırılmasından sonra Avrupa’daki askerî bandolara benzer türde kurulmuş bir bando görünümündeydi. Darülelhan ise 1917 yılında kurulmuş, Türk ve Batı müziğinin birlikte yürütüldüğü tek müzik eğitimi kurumuydu.

Bugün Türkiye’nin birçok yerinde korolar, koservatuvarlar, eğitim kurumları ve amatör çalışma grupları Türk sanat müziği icra etmekte ve birçok resmî kurum; Türk sanat müziği eğitimi vermekte, bu konuda çalışmalar yapmaktadır.

 

Kaynak: Güzel Sanatlar Lisesi, Müzik Kültürü, MEB, 2018.

İlginizi Çekebilir...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir