Klasik Türk Müziği

Klasik Türk müziği, klasik batı müziği ve çok sesli Türk müziği olarak iki başlık altında değerlendirilir.

Klasik Batı Müziği

Cumhuriyet’in kurulmasıyla Atatürk’ün müzik alanında yaptığı titiz çalışmalar, Batı müziğinin gelişmesinde en önemli adımlardan olmuştur. Tarihte Mızıkayıhümayun, Makamı Hilafet Mızıkası, Riyaseticumhur Orkestrası olarak anılan şimdiki adıyla Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası, birçok yerli ve yabancı müzisyen ve şeflere ev sahipliği yapmıştır. Orkestra yaptığı yurt içi ve yurt dışı konserlerde repertuvarına aldığı eserlerle Türk müziğinin dünyada tanıtılmasına zemin hazırlamıştır.

İstanbul, İzmir, Antalya, Bursa ve Adana’da kurulan Devlet Senfoni orkestraları ülkemizde çok sesli müzik kültürü alanında hizmet veren ve kültürel kaynaşmayı sağlayan kurumlarımızdandır. Ayrıca İzmir Büyükşehir Belediyesi Kent Orkestrası, Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Senfoni Orkestrası gibi yerel yönetimlerin kurduğu senfoni orkestraları da vardır.

Hikmet Şimşek, Gürer Aykal, Erol Erdinç, Rengim Gökmen, Cem Mansur, Naci Özgüç gibi orkestra şeflerinin yanında; Suna Kan, Güher-Süher Pekinel, İdil Biret, Gülsin Onay, Ayla Erduran gibi birçok değerli sanatçı ve yorumcu ulusal ve uluslararası konserlerle klasik müziğin ülkemizde gelişmesine katkı sağlamışlardır.

Çok Sesli Türk Müziği

Cumhuriyet Dönemi’nde müzik kültürü, geleneksel tek sesli ve Batılı anlamda çok sesli olmak üzere ikiye ayrılıyordu. Bu dönemde Türk Beşleri olarak anılan grup, klasik Türk müziği ve Türk halk müziğinin ezgilerini kullanarak çok sesli bir müzik akımı başlattılar. Türk Beşleri olarak anılan bestecilerimiz; Cemal Reşit Rey, Hasan Ferit Alnar, Ulvi Cemal Erkin, Ahmet Adnan Saygun, Necil Kazım Akses halk türkülerinin derlenmesi ve notaya alınması konusunda önemli katkı sağlamışlardır. Nevit Kodallı, Muammer Sun, Ferit Tüzün, Cenan Akın, Yalçın Tura başta olmak üzere birçok bestecimiz de çok sesli Türk müziğine önemli eserlerle katkıda bulunmuşlardır.

Türk Beşleri, repetuvarımızda bulunan türkülerimizi çoksesli olarak düzenleyip koro ve orkestraların repertuvarına kazandırmışlardır. Buna bağlı olarak kültürümüzü dünyaya tanıtmış, kültürler arası bilgi alış verişine katkı sağlamışlardır.

Klasik Türk Müziğinde Diğer Ögeler

Klasik Türk müziğinin sözlü ve sözsüz eserlerinin belli bir kural çerçevesinde icra edilmesine fasıl müziği denir. Taksim ile başlayan fasıl müziği, peşrev ve şarkı ile devam eder. Fasıl müziği yapan gruplarda söyleyene hanende, çalana sazende denir. Bu topluluğa ise fasıl heyeti adı verilir.

Din dışı müzik formları aşağıdaki başlıklarda sıralanmıştır:

Kâr: Geleneksel Türk sanat müziğinde kullanılan çeşitli usullerin birleşmesi ile oluşan geniş kapsamlı sözlü bir müzik biçimidir. Genellikle peşrevden hemen sonra icra edilir. Terennümle başlayıp terennümle biter. Uzunluk ve kısalıklarına göre kâr, kârçe, kâr-ı natık gibi değişik isimlerle anılır.

Kârçe: Kâr’ın küçültülmüş hâlidir. Usul olarak farklılık gösterir ve daha ritmiktir.

Kâr-ı natık: Kâr-ı natıkların her mısrası farklı makam ve usulden oluşur. Dolayısıyla her mısra arasında makam geçkileri yapılarak eser sonuna gelinir. Kâr-ı natık hangi makam ile başlamışsa o makam ile biter ve başladığı makamın adıyla anılır.

Mısra aralarında makam geçkileri ve usul değişiklikleri olduğundan ileri derecede müzik bilgisi ve bestecilik yeteneği gerektirir.

Beste: Beste müzik yapıtını oluşturan ezgilerin tümü gibi düşünülse de geleneksel Türk müziğindeki karşılığı ve yeri başkadır. Kâr formunda ve dört bölümlü en geniş kapsamlı sözlü müzik eseridir. Beste dört bölümden oluşur ve her bölüm bir mısrayı kapsar. Her mısranın sonunda terennüm adı verilen bölüm vardır.

Ağır semai: Klasik Türk müziğinin kapsamlı formlarından biridir. Ağır semai ve yürük semai olmak üzere iki tür semai vardır. 6/4 ‘lük sengin semai, 6/2’lik ağır sengin semai, on zamanlı olan aksak semai 10/8 veya 10/4’lük olarak bestelenir. İki veya dört bölümden oluşur.

Yürük semai: Yürük semai adı verilen usulle bestelenir. Mutlaka 6 zamanlı 6/4 veya 6/8’lik yürük semai usullerinden biriyle bestelenir. Yürük semailer ağır semai formuna göre daha hareketli ve canlıdır. Dört veya iki bölümlüdür.

Gazel: Divan edebiyatında en çok kullanılan nazım biçimidir. Gazeller serbest ve doğaçlama yapılan makamsal eserlerdir. Doğaçlama sırasında sazendeler makamda kalarak dem tutarlar. Gazel icracılarına gazelhan denir. Günümüzde çok sık kullanılan bir formdur.

Şarkı: Türk müziğinde sözlü ve terennümsüz, küçük usullerle bestelenen, genellikle dört mısradan oluşan eserlere denir. Bu form zemin (1. mısra), nakarat ( 2. mısra), meyan (3. mısra), nakarat (4. mısra) olarak isimlendirilir.

Köçekçe: Aynı makamdan oluşan hareketli ve neşeli şarkı ve türkülerden oluşan ezgilerdir. Çengi ve köçek adı verilen oyuncular için bestelenmiştir. Osmanlı Dönemi’nde, köçek geleneğinde erkekler kadın kılığına girerek dans ederlerdi. O dönemde köçeklik eğitimi 14 yaşına kadar sürer daha sonra ise profesyonel dansçı olarak bu işi yaparlardı. Ülkemizde bu gelenek Kastamonu yöresinde hâlâ sürdürülmektedir.

 

Kaynak: Güzel Sanatlar Lisesi, Müzik Kültürü, MEB, 2018.

İlginizi Çekebilir...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir