Barok Sanatının Özellikleri

17-18. yüzyıllar, Rönesans sanatının yerini alan Barok üslup, sanat dünyasına büyük bir serbestlik ve heyecan getirmiştir.

Düzgün olmayan inci anlamındaki Barok üslubun en belirgin özelliği son derece ayrıntılı, süslü ve gösterişli olmasıdır. Barok, Roma’da gelişmiş oradan bütün Avrupa’ya yayılmıştır. Barok sanat; edebiyatta, mimaride, müzik, resim ve heykel sanatında kendine özgü bir anlayışıyla ortaya çıkmıştır. Rönesans’ın getirmiş olduğu simetriye karşıt olarak asimetriği, temel geometrik biçimlere karşıt olarak eğrisel biçimleri, durağanlığa karşıt olarak hareketi üstün tutan bir anlayıştır.

Barok Sanatında Mimari

Rönesans mimarisinde görülen düz hatların yerini çeşitli kıvrılmalar, bükülmeler (c, s gibi) almıştır. Yapı planları yine bazilikal, yatay eksenlidir. Ayrıca yapılarda eğri çizgi ve alanlar kullanılarak ışığa bağlı bir hareketin yaratılmasına olanak sağlanmış ve yapıya ritm katılmıştır.

Barok mimarisi Antik Çağ Yunan ve Roma sanatından etkilenmekle beraber çatı ve cephe sistemlerinde bulunan kıvrımlı sütunlar ve görkemli alınlıklar bakımından farklılıklar göstermektedir. Mimaride heykel ve resmin kaynaşması üslubu devam etmiştir. Kubbe içleri ve tavanlar abartılı ve karmaşık perspektif kullanımıyla gerçekleştirilmiş resimlerle sonsuzluk amaçlanmış, gösterişli insan tasvirleriyle çeşitli biçim ve çiçek formlarındaki kabartmalarla süslenmiştir.

Barok Dönem’de alabildiğince geniş meydanlar, kavisli merdiven formları ve çeşme mimarisine önem verilmiştir. Barok mimarlığının önemli mimarları arasında Francesco Borromini, Carlo Maderno (Karlo Maderno) , Jules Hardouin Mansart (Cul Hardoin Mansart) gibi mimarlar vardır.

Barok Sanatında Heykel

Barok heykelinin en önemli özelliği hareketlilik ve anlatım gücüdür. Hareket, heykel üstüne düşen ışıkla sürekli yenilenir. Barok heykeli çok yönden algılanmak üzere düzenlenmiştir ve izleyiciyi çevresinde dolaşmaya zorlar. Barok heykeli insanın bütün ruh hâllerini yansıtır. Elbise kıvrımlarının vücut hareketine uyması, kompozisyonda yaratılan uyum dikkat çeker. Heykellerde tunç, beyaz ve renkli mermerler kullanılmıştır.

Barok heykelciliğini İtalya’da Bernini, Alessandro Algardi; İspanya’da Gregorio Hernandez; Fransa’da Pierre Puget ve Almanya’da ise Andreas Schlütter temsil eder.

Barok Sanatında Resim

Rönesans’ın durağan ve simetrik kurallarına karşın sınırlanmamış açık kompozisyonları ile dikkat çeken Barok resim sanatçıları için önemli olan geçici anların yakalanmasıdır. Barok mimaride görülen girinti-çıkıntı, hareket ve ışık-gölge resim sanatına da aynen yansımıştır.

Barok resimle beraber çizginin yerini toprak renk geçişleri, açıklığın yerini belirsizlik alır, her şey gölge içinde kalarak kuvvetli spot ışığı kullanılır. Kompozisyonda figürleri yan yana aynı düzlemde yayma anlayışından kaçınılır, çapraz biçimde yerleştirilir. Sahne ön plandan arka plana bir bütün olarak derinlemesine algılanır. Bu devirde resim sanatı, büyük boyutlu tablolarla olduğu kadar duvar resimleriyle de sarayların ve kiliselerin süslenmesine yardımcı olmuştur.

Barok Dönem, dinsel ve mitolojik konuların yanı sıra portre, manzara, iç mekân resmi, günlük yaşam sahnelerinin bağımsız konular olarak ele alındığı dönemdir. Ressamlar yapıtlarında hareketlilik ve kütleleri belirlemeye yönelik ışık-gölge kullanımıyla ilgilenmişlerdir. Resimlerinde hareketli figürlerle gerçekleştirilmiş derinlik duygusu egemendir.

 

Kaynak: Sanat Tarihi, MEB, 2018.

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.