Çok Seslilik ve Müzik

1973 yılından itibaren öncelikle Boğaziçi Üniversiesi bünyesinde müzik bilmeyen, nota dahi bilmeyen arkadaşlarımızla başlattığımız bir dizi hareketin 1975 yılında ilk defa İstanbul’ da Türk müziğinin teknik meselelerinin tartışıldığı bir sempozyumla geliştirildiği ve 1980 yılına kadar Boğaziçi Üniversitesi Korosuyla İstanbul Festivallerin’ de de şekillene ve Türk müziğinin geleneksel özünden kaynaklanan; ama günümüzde yazılmış eserlerin seslendirilmesiyle doruğa ulaşan bir konserler dizisinde geleneksel özden kaynaklanan çok seslilik meselesini ilk kez vurguladığımızı sanıyorum. Sonraki çalışmalar da; kendi adıma durup yönetmekte olduğum Türk müziği koro ve orkestrasının repertuvarında kısıtlı bir çevre itibarıylada olsa, İstanbul’ da bugüne kadar neredeyse 15 seneye yakın bir süreyle sürdürülmektedir.

Geleneksel müzik türlerindeki çok seslilik çalışmalarında iki tür bilgi ile donanımlı olmak gereğini vurgulutorum. Bunlarda birincisi Türk müziğinin metodolojisine; besteleme ve icra tekniklerine hakimiyet, 2. çoksesli müzik metodolojisine besteleme ve icra tekniklerine hakimiyet. Bu iki tür bilgi ve donanımlı olmak yerine, yalnızca birinin hakim unsur haline getirilmesi, kabul ettirilmesi yolunda cereyan eden gizli açık savaşımlar, yoksaymalar, dışlamalar 1826 yılından 1988 yılına kadar geçen 152 senelik bir zaman diliminde müzik kültürümüzün ulusumuzun çoğunluğunca paylaşılmış, kabul görmüş bir norm haline gelmesine neden olmuştur. Bu devrede her müzisyen kendi semasında parlayan bir yıldız olarak hüküm sürmüş; bir türlü ülke ufkundan insanlarımızın gönlüne doğamamıştır.

Müzik hayatımızdaki ayrılık ve rahatsızlıkların giderilmesi yolunda siyasal iktidarı yönlendirmeye çalışan ferdî telakkîlerin gecikmeksizin terk edilip; konunu her kesimce değerlendirmeye alınması gerekli sosyo-kültürel boyutu üzerinde düşünülmesi ve acil düzeltmeler yapılması gerektiğini vurguluyoruz.

Teknik olarak Türk müziğinin makamları, ses düzeni akord sistemi yerine oturtulmaya yeniden düzenlenmeye sürekli tartışmaya ihtiyaç gösteren bir hadisedir.

Türk müziğinin hangi makamına hangi akordu koyalım diyen bir besteci; dehanın bulmak zorunda olduğunu hatırlamak zorundadır. Deha bulacaktır. Ayrıca; alaturkada çokseslilik olur; utla tamburla çokseslilik olmaz, meselesi gibi itibari düşünceler; sürekli herkes tarafından işteletildiğinde rulativitenin keskin kaidelerinin Demokles’ in kılıcı gibi her müzik kesiminin başında sallandığı fark edilir.

İlginizi Çekebilir...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir