Elam Sanatı

Mezopotamya’nın güneydoğusundaki yüksek bölgelere Elam adı verilmiştir. MÖ 3000 yıllarında Elam Bölgesi’nde çeşitli prenslikler kurulmuştur.

Bu prensliklerin her birinin ayrı bir hükümdarı vardır. MÖ 2700’lü yıllarda tüm prenslikler birleşerek Elam Devleti kurulmuş ve devletin başkenti Susa şehri olmuştur. Bu dönemde Elamlıların kültürel, askerî ve siyasi açıdan en fazla ilişki veya mücadele içinde bulundukları halk ise Sümerler olmuştur. Fakat barış içerisinde yaşadıkları ve birbirlerini kültürel anlamda etkiledikleri dönem daha fazladır. Ayrıca Akad, Babil ve Asurlularla da ayrı dönemlerde etkilenmişlerdir.

Kral Untaş-Napirişa Devri Elam mimarisinin zirveye ulaştığı dönem sayılmaktadır. Bütün Elam tarihinin en önemli yapısı olan Çoğa-zenbil Zigguratı onun zamanında yapılmıştır (Görsel 24-25). Ziggurat, Elam mimarisinin özelliklerini yansıtması bakımından önemlidir. Elam sanatına özgü olan özelliği onun merdivenleridir. Mezopotamya zigguratlarından çoğunun zirvesindeki odalara bir taraftan (cepheden) çıkılmaktadır. Babil Kulesi’nde bu merdivenler zigguratın etrafını dolaşarak zirveye çıkmaktadır. Oysa Çoğa-zenbil’in her dört tarafında merdivenler vardır ve bunların üçü birinci katta son bulmuştur. Güneybatı cephesindeki merdiven ise ikinci kata kadar çıkmıştır. Üçüncü ve dördüncü katlara ise güneydoğu cephesinde olan merdiven, yani sadece kralın yükselebileceği merdiven çıkmaktadır. Ayrıca merdivenlerin üstü Mezopotamya merdivenleri gibi açıkta ve tavansız değildir.

Bazı yerler kubbeli tavanlarla örtülmüştür. Dışarıda kral girişinin sağına ve soluna, başı kesik piramit biçiminde büyük kerpiçlerden yapılmış bir sıra sunaklar konulmuştur. Zigguratın diğer üç girişinde kralın heykelleri sıralanmıştır. Zigguratın merdivenlerinin iki yanında bir sıra hayvan heykelleri konulmuştur. Bugün Çoğa-zenbil Zigguratı’ndan sadece 25 m yüksekliğinde olan birinci ve ikinci katın tümü ve üçüncü katın ise bir kısmı kalmıştır.

Kilden heykel yapımı Elam tarihinin başından sonuna kadar devam etmiştir. Ayrıca taş (kireçtaşı, mermer) ve madenin de heykel yapımında kullanıldığı görülmektedir. Kadın heykellerinde eller önde bağlanmıştır ve üzerlerinde bir kolu ve omuzu açıkta bırakan giysileri bulunmaktadır. Giysi ve saç modelinde farkları olmakla beraber Sümer heykel sanatının ciddi etkileri görülmektedir. Bazen Sümerlerde olduğu gibi heykelin kemerden yukarı kısmı çıplak bir biçimde yapılmış veya her iki omuz giysi ile örtülmüştür. MÖ 2000 yılının son çeyreği Elam heykel sanatının zirvesi sayılmaktadır. Özellikle bu dönemde maden heykelciliği çok yüksek bir düzeye ulaşmıştır. Susa akropolünde olan Nin-hursag Tapınağı’nda bulunmuş Kral Untaş-Napirişa’nın eşi Napir-Asu’nun tunçtan yapılmış 1750 kg ağırlığındaki başsız heykeli Elam madeni heykel sanatının şaheseridir.

 

Kaynak: Genel Sanat Tarihi 10, MEB, 2018.

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.