Empresyonizm (İzlenimcilik) Nedir, Ne Demektir?

İzlenimcilik akımı, 1860-1900 yılları arasında Fransa’da ortaya çıkmış, daha sonra tüm Avrupa’yı ve dünyayı etkilemiştir. Birçok sanat akımında olduğu gibi izlenimcilik akımının da adı bir rastlantı sonucu ortaya çıkmıştır. 1874’te Claude Monet (Kulod Mone, 1840-1926), bir grup ressamla birlikte fotoğraf sanatçısı Nadar’ın galerisinde bir sergi açmıştır. Claude Monet, bu sergiye “güneşin doğuşundan alınan izlenim” anlamına gelen “İmpression-Soleil Levant (İmpıresyon-Soleyl Levon)” adını taşıyan eseriyle katılmıştır. Sergiyi izleyen sanat eleştirmenleri, bu eserin ilk kez karşılaştıkları adlandırılış biçimine takılıp, diğer ressamların eserleriyle de bu adı kullanarak alay etmiştir. Sonraları “impresyon” sözcüğü, sergideki ressamların ortaya koyduğu yeni sanat görüşünü ifade eden ve dönemin kültürünü belirleyen genel bir kavram olmuştur.

“Bir olayın başlangıcından bitimine kadar geçen süredeki her somut veya soyut kavramdan edinilen izlenimleri anlatma biçimi.” anlamına gelen “impression” (ing.) sözcüğü Türkçede “etki, izlenim” anlamındadır. Ressamlar için izlenim, biçimin gözde bıraktığı etkidir. İzlenimciler, yeni estetik ve obje anlayışlarını ifade etmek için ışık ve hareketi; dağınık, seyrek fırça darbeleriyle açık tonda ve parlak renklerle uygulamış, çizgiyi devre dışı bırakmışlardır. İzlenimci sanatçılar, yeni estetik kaygılarına bağlı olarak çizgi perspektifi ve klasik desen kurallarından uzaklaşmışlardır. Rönesans’tan beri kullanılan çizgisel perspektifin yerini; renkle elde edilen hava perspektifi almıştır. İzlenimcilik akımı sanatçıları, güneşin yedi rengini esas almış, güneşte bulunmadığı için siyah ve beyazı yardımcı unsur olarak kullanmışlardır. Resimlerde nesnelerin gölgesini ise zıt renklerle ifade etmişlerdir. Anlık görüntüyü tuvale aktarmada gereken çabukluk için ressamlar, klasik anlayıştaki ayrıntılardan uzaklaşarak resmin bütününe odaklanmış, doğayla doğrudan bağ kurmak için açık havada çalışmışlardır.

Modern resim sanatında ilk büyük devrimci hareketi gerçekleştirmiş sayılan izlenimci sanatçılar, başta Paris ve çevresi olmak üzere, Manş Denizi, Kuzey Denizi kıyıları, Seine (Sen) Nehri ve onun iki yakasındaki küçük köylerin resimlerini yapmışlardır.

İzlenimciler, 1874’teki ilk serginin ardından 1876, 1877, 1879, 1880, 1881, 1882 ve 1886 yıllarında yedi sergi daha düzenlemişlerdir. 1886’da düzenlenen son sergiye on yedi sanatçı katılmıştır. Fransız ressam Claude Monet (Kulod Mone, 1840-1926), izlenimciliğin öncüsü kabul edilir ve izlenimci grubun lideridir.

İzlenimcilik akımını benimseyen başlıca sanatçılar; Edgar-Hilaire Germain Degas (Edgarİlea Jerman Döga, 1834-1917), Pierre Auguste Renoir (Piyer Ogüst Rönea, 1841-1919), Camille Pissarro (Kamil Pisaro, 1830-1903), Gustave Caillebotte (Gustav Kalibo, 1848-1894), Alfred Sisley (1839-1899), Mary Cassatt (1844-1926), Auguste Rodin (Ogüst Roden, 1840-1917)’dir. Claude Monet, ustası Eugene Boudin (Öjen Buden)’den doğayı gözlemleme ve açık havada resim yapmayı öğrenmiş, 1862’de, Pierre Auguste Renoir (Piyer Ogüst Renoa), Frederic Bazille (Firederik Bezil) ve Alfred Sisley ile doğa ressamlarının mekânı olan Barbizon’da resimler yapmıştır.

  1. yüzyılının ikinci yarısı ve 20. yüzyılın ilk çeyreğinde Fransa’da başlayıp öteki ülkelere yayılan sanat akımı. İzlenimcilik, “bir izlenimin uyardığı duyumların, duyulduğu biçimde üretildiği bir resim yöntemiydi” ve sanatçının, nesneleri kendi kişisel izlenimine göre resimlemesini amaçlıyordu. Bu akım, resim sanatında gerçek bir devrim olarak nitelendirildi. Bu yenilikçi akıma öncülük etmiş pek çok sanatçı vardı. Öncelikle İngiliz Resim Okulu etkin oldu. 1870 Savaşı sırasında Monet, Sisley ve Pissarro, ünlü İngiliz manzara ressamları Constable, Bonington ve Turner’i inceleme fırsatını buldular.

Monet’nin çevresindeki kimi sanatçılar, Poussin, Watteau, Boucher ve Fragonard gibi Fransız sanatçılarından da etkilendiler. Ancak Delacroix’nin Kuzey Afrika ve Etretat manzaralarında izlenimciliğin habercisi olan belirtiler vardı. 19 yüzyılın ikinci yarısında “Barbizon Okulu’nu oluşturan manzara ressamları da izlenimciler üstünde etkin oldu. Özellikle Daubigny ve Diaz açık havada çalışan ressamlardı. Corot ve Courbet de “doğa karşısında edindiğimiz izlenimlerle arınmış gerçeğe”  inanan sanatçılar olarak akımın sonucunda etkin oldular. Bunların izleyicileri Honfleur yakınında bir hana yerleşerek açık havada resim yapmaya karar verdiler. Boudin, Jongkind daha sonra Monet, suluboya ve pastel çalışmaları yaptılar.

Bu arada resminde uyguladığı lekecilik (faşizm) ve seçtiği modern konularla dikkat çeken Edouard Manet’nin 1863’te sergilediği Kırda Öğle Yemeği adlı eseri izlenimciliğin başlangıcında rol oynadı. 1866-1870 ‘de Café Guerbois’da Manet ve Zola’nın önderliğinde toplantılar düzenleniyordu. Sanattaki yeni eğilimlerin tartışıldığı bu toplantılara yazar, eleştirmen, ozanların yanı sıra fotoğrafçı Nadar ve Claude Monet, Degas, Renoir, Sisley, Pissarro, Cézanne gibi ressamlar da katılıyordu. Sanattaki yeni eğilimleri benimseyen sanatçılar, eserlerini sergilemekte güçlük çekmekteydi. 1874’te  fotoğrafçı Nadar’ın önerisiyle atölyesinde açılan sergiye otuz kadar sanatçı katıldı. Bu sergi nedeniyle 25 Nisan 1874’te Charivari gazetesinde bir yazı yayımlandı. Louis Leroy imzalı yazı, “Exposition des İmpressionistes” (Empresyonistlerin Sergisi) adını taşıyordu.

Empresyonizm deyimi, Claude Monet’nin sergideki “İmpression, Soleil Levant” (İzlenim: Gün Doğumu) adlı eserinden alınmıştı. Leroy, bu deyimi izlenimlerini yansıtma yolunu seçen sanatçıları aşağılamak amacıyla kullanmışsa da izlenimcilik sözünün Monet’nin eserinden kaynaklanmayıp 1858’deki sanat toplantılarında ortaya atıldığı görüşü de ileri sürülmüştür. İzlenimcilik yeni bir görüşü izleyen resim yöntemiydi. Resimler tek tek fırça vuruşlarıyla, saf prizmatik renklerin kullanımıyla, açık havada ışığın değişen etkilerini yakalamak amacıyla gerçekleştirildi. Doğanın, sürekli değişimi içinde kaybolan izlenimleri olabildiğince kısa sürede resme aktarılırken, aynı konunun değişik koşullardaki durumunu işleyerek resim dizileri oluşturdular. Teknik açıdan bakılınca, resimde geometri kurallarına dayalı perspektif kullanılmadı. Onun yerine boşlukları doldurmak için, önden geriye giden renk tonlamalarından yararlanıldı. Işık-gölge alanları ve koyu renkler yerine, prizmatik renkler; mavi, sarı, kırmızı, turuncu, yeşil kullanıldı.

İzlenimciler ilk sergilerinden sonra değişik sanatçıların katılımıyla sekiz sergi açtılar. 1886’daki Sekizinci Sergiye katılan bazı sanatçılar, izlenimcilik kuramlarını sürdürmek amacıyla, Yeni İzlenimcilik (Neo-Empresyonizm) adıyla bir sanat kuramı ortaya attılar. İzlenimci düşünceleri benimsemesine karşın hiçbir sergilerine katılmayan Edouard manet ve yedi sergiye katıldığı halde Degas, kendilerini izlenimci saymayıp “bağımsız” olarak nitelediler.

Akımın başlıca sanatçıları ve ünlü eserleri: Claude Monet: Impression, Soleil Levant (İzlenim, Gün Doğumu), 1872 Paris, Musée Marmottan;  Camille Pissarro: Boulevard des İtaliens (İtalyan Bulvarı), 1897, Wachington National Gallery of Art;  Pierre Auguste Renoir: Moulin de la Galette’deki Balo, 1876, Paris, Musée du Jeu de Paume; Alfred Sisley, Louveciennes’te Kar, 1878, Paris, Musée du Jeu de Paume’dedir.

Kaynak: Çağdaş Dünya Sanatı, MEB, 2012.

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.