Gösteri (Performans) Sanatı Nedir, Ne Demektir?

Gösteri sanatı, 1960’lı yılların sonlarına doğru ortaya çıkıp 1970’lere kadar kavramsal sanatla bağlantılı olarak devam etmiştir. Gösteri sanatının kökleri; 20. yüzyılın başındaki Dada hareketinin anarşist, 1920-1930’lu yılların sürrealist ve fütürist performanslarına hatta Jackson Pollock’un aksiyon resmine kadar gitmektedir.

Sahne ve gösteri sanatlarıyla ortak yönler taşısa da bunlardan farklı olarak görsel sanatların içinden çıkmış, öncü bir akım olarak kabul edilmektedir. İzleyici kitlesi önünde, müzik, dans, şiir, tiyatro ve videodan yararlanarak gerçekleştirilen gösteri sanatı; oluşum, fluxus ve vücut sanatıyla da yakından ilgilidir. Gösteri sanatı, mekâna, belirli bir süreye ve yazılı metne bağlı olmaksızın gerçekleştirilmesi yönleriyle tiyatro sanatından ayrılmaktadır. Etkinliklerin anlık olması, tekrarlansa bile farklılıkların oluşması, gösteri sanatının özgünlüğünü göstermektedir. Gösteri sanatının birçok disiplini bir arada barındırabilen, istediği malzemeyle olanaktan yararlanabilen, kuralcı ve kesin tanımı olmayan bir yapısı vardır.

Provası ve tekrarı olmayan gösteri sanatı, gerçek yaşamı en iyi ifade eden sanat akımlarından biridir; geniş kitlelere, sokaktaki insana ulaşmayı hedeflemektedir. Geleneksel, biçimci sanat anlayışına karşı çıkan akım, sanat yapıtını bir meta durumuna getiren, müzelerde koruma altına alınıp saklanan gelenekçi anlayışa tepkilidir.

Gösteri sanatçıları, dönemin genel sosyolojik sorunlarına doğrudan eğilen eserler ortaya çıkarmış; cinsiyetçiliği, ırkçılığı, savaşları, AIDS’i, çeşitli kültürel ve toplumsal tabuları değişik yollarla irdeleyip sorgulamıştır.

Gösteri sanatının amacı izleyiciyi sadece seyreden pasif konumdan; aktif, üreten, sanata dâhil olan bir konuma getirmektir. Gösteri sanatçıları bu nedenle etkinliklerini halka açık mekânlarda, özellikle sokaklarda yapmaktadır böylece sanat, sokak yaşamının bir parçası hâline gelmeye başlamıştır. Gösteri sanatı, özel hiçbir beceriye gerek duymadığından özel bir ifade ve işlevi de yoktur. Sanatçının belirlediği kavram, etkinliğin yapılabileceği uygun bir alanda izleyicilerin de aktif olarak katılımını sağlanarak gerçekleştirilmektedir.

Gösteri ve enstalasyon sanatçısı Chris Burden (1946-…), bedensel dayanıklılığın sınırlarını sorguladığı etkinlikleriyle tanınmıştır. Burden, çalışmalarını; “Sanatım aracılığıyla sapkın durumlar kurgulayarak daha yüksek bir gerçeklik duygusu içinde, farklı boyutta var olan bir sanat yapıyorum. Ben, işte o anlar için yaşıyorum. İntihar etmeye çalışmıyorum. Yaptığım sanat, sorgulamakla ilgilidir. Sanatımın bir amacı yok. Toplum içinde istediğim her şeyi yapabileceğim bir özgürlük alanı oluşturuyor o kadar. Performanslarım belli yanıtlar getirmiyor, yalnızca sorular soruyor, dolayısıyla ucu açık işler. Ama soru işaretleri uyandırıyor, orası kesin’’ sözleriyle açıklamıştır.

Son yıllarda daha çok yerleştirme çalışmaları yapan Sırp sanatçı Marina Abromoviç (1946-…), 1970’lerden itibaren insan bedeninin ve aklının dayanıklılık sınırlarını irdeleyen gösterileriyle tanınmıştır. Sanatçı, 1988’den sonra bireysel olarak gerçekleştirdiği gösterilerinde fi ziksel ve zihinsel potansiyelin sınırlarını zorlayarak araştırmıştır. Abromoviç’in sanatsal etkinliklerinin temelinde insanları özgürleştirmek adına hırslı ve derin bir niyet beslediğini görmek mümkündür. New York Modern Sanatlar Müzesi, 2010’da Marina Abromoviç için bir retrospektif sergi düzenlemiştir.

Gösteri sanatının önemli sanatçıları arasında Allan Kaprow, Joseph Beuys, Jim Dine, Vito Acconci (Ekonçi), Carole Schneemann (Kerıli Şinimın), Lauri Anderson (Lorey Endırsın), Eleanor Antin, Stuart Brisley (Şutırt Bızizliy), Karen (Kerın) Finley, Joan Jonas, Tom Marioni, Gina Paneentim, Rebecca (Rebeka) Horn, Jiro Yoshihara, Akira Kanayama, Saburo Zimmamoto, Yasuo Simi, Atsuko Tanaka, Tsuroko Yamazaki, Sadamasa Motonaga, Gilbert George ve Stelarc sayılabilir.

 

Kaynak: Çağdaş Dünya Sanatı, MEB, 2012.

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.