Mavi Atlı (Der Blaue Reiter) Nedir, Ne Demektir?

1909’da genç avangart sanatçıları bir araya toplayan “Münih Yeni Sanatçılar Derneği” kurulmuştur. Derneğin kurucu üyeleri Vassily Kandinsky, Alexei von Javlensky (Aleksei fon Jovlinskay), Alexander (Aleksandır) Kanoldt, Adolf Erbslöh ve Gabriele Münter’dir. Bu sanatçılar, uluslararası bir kimlik kazanma amacıyla çeşitli sergilere katılmıştır.

Derneğin 1910’da düzenlediği uluslararası sergide Georges Braque, Pablo Picasso, Georges Rouault, Andre Derain, Maurice De Vlaminck ve Kees van Dongen (Kis fan Dongın)’in resimleri de yer almıştır. Franz Marc (Mark) ve August Macke (Make) ile bu sergiyle tanışmışlardır. Derneğe bağlı sanatçılar, doğadan aldıkları izlenimlerin yanı sıra kendi iç dünyalarını resmetmişlerdir.

Üyelerinin soyut resme sıcak bakmaması nedeniyle 1911’de dernekte çatlaklar meydana gelmeye başlamıştır. Aynı yıl gruptan ayrılan Kandinsky, Marc ve Münter, sanat tarihçilerinin “20. yüzyılın en önemli olaylarından biri” diye söz ettikleri, Der Blaue Reiter (Mavi Atlı) grubunu kurmuştur. Grup, adını Franz Marc ve Kandinsky’nin atlara olan sevgileri ve Marc’ın ruhani bir renk olarak gördüğü maviden aldığı düşünülmektedir. Der Blaue Reiter grubu, yalnızca iki sergi açabilmesine rağmen farklı eğilimlerden, akımlardan ve ülkelerden pek çok sanatçıyı bir araya toplamayı başarabilmiştir. Die Brücke’ten ayrılan en önemli özellikleri Der Blaue Reiter grubunun farklı eğilimlere açık olması ve çekirdek kadronun figür resminden çok soyut dışavurumculuğa yönelmesidir. Bu iki grubun da beslendiği kaynaklar birbirine çok yakındır. 1912’de yayımlanan Der Blaue Reiter yıllığında çeşitli halkların sanatlarına örnekler, Afrika ve Okyanusya’dan objeler, Japon baskı resimleri ve Orta Çağ heykelleri yer almıştır.

Dışavurumculuğun gelişmesinde etkili olan Vassily Kandinsky ve onun çevresindeki Jawlensky, Franz Mark ve Paul Klee, resmin nesneden kökten koparılmasını amaçlamıştır.

August Endell, 1898’de tümüyle yeni bir sanatın başlangıcında olduklarını belirterek “Bu yeni sanatta hiçbir şeyi tanımlamayan, bize hiçbir şeyi anımsatmayan biçimler, ruhu ancak bir müziğin notalarının etkileyebileceği kadar derin ve güçlü etkiler.” demiştir. Der Blau Reiter’ın kurucularından Kandinsky ise renkle müziğe koşut olabilecek uyumlar yaratma isteğini, 1912’den sonra gerçekleştirebilmiştir. Sanatçı, resim ve müzik arasındaki ilişkiyi inceleyerek renklerin müzikal özelliklerine odaklanmış ve bütün bunların sonunda soyut dışavurumcu eserler vermiştir.

Kaynak: Çağdaş Dünya Sanatı, MEB, 2012.

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.