Oluşum (Happening) Sanatı Nedir, Ne Demektir?

1950’li yılların sonlarına doğru Avrupa ve ABD’de ilk örnekleri görülen oluşum sanatı, zamanla yaygınlaşmaya başlamıştır. Oluşum sanatını resmî olarak tanımlayan hiçbir bildiri, makale veya manifesto olmadığından farklı ve belirli disiplinlerden uzak biçimlerde uygulanabilir.

Oluşum sanatının dünyanın birçok bölgesine çok hızlı biçimde yayılmasının nedenleri arasında uygulanışında sanatçıya tanıdığı serbestlik veya türün kendine özgü bir özendiriciliğinin olması sayılabilir.

Oluşum sanatının edebiyat, tiyatro, sinema, müzik, dans ve daha birçok sanat dalından etkilendiği söylenebilir. Soyut dışavurumculuk ve hareketli soyut gibi akımlar, Yves Klein (Yiv Kılayn)’ın vücut sanatı uygulamaları, Jackson Pollock’un resimleri ile 1950’lerdeki sanat etkinliğini gösteriye dönüştürme isteği, bu akımın ortaya çıkışında etkili olmuştur.

Oluşum sanatı, uygulanışı bakımından tiyatroya benzese de farklı özelliklere sahiptir. Sanatçının tasarladığı bir oluşum, dekorlarla oluşturulan bir tiyatro sahnesinde, kapalı alanlarda veya sokaklarda gerçekleştirilebilir. Çeşitli duyusal etkileri (ses, ışık, görüntü, koku vb.) kullanarak gerçekleştirilen bir oluşum etkinliği, olaylar arasında akılcı bir ilişki kurma amacı gütmez fakat düşünsel bir anlam taşımaktadır. Görünüşte rastlantısal olduğu izlenimi verse de önceden planlanmış bir senaryoya göre hazırlanan oluşumlar, prova edilir ve sunulur. Etkinliklerde, düşünce ve planlama anahtar konumdadır ancak bazen doğaçlama yoluna da gidilebilir. İzleyici ve sanat yapıtı arasındaki etkileşimde izleyici, sanat yapıtının bir parçasıdır. Oluşumlar ile fluxus genelde birbirine benzemekle birlikte fluxus sanat hareketi, sahnelenen işlerin tekrar sahnelenebilmesi ve izleyicilerin bu etkinliğe ya hiç katılmaması ya da sınırlı katılımı yönleriyle oluşumlardan ayrılır.

Allan Kaprow (1927-2006), tarafından 1959’da izleyicilere açık olarak Reuben (Rübın) Galerisinde gerçekleştirilen, “6 Bölümde 18 Oluşum (18 Happenings in 6 Parts)” adlı etkinlik, oluşum sanatının ABD’deki ilk uygulaması kabul edilmektedir. Sanatın seyirlik bir olgu olmaktan çok bir deneyim olması fi krinden hareket eden Allan Kaprow, sanatın malzemesini “beden”e; sanatı ise “beden”in eylemlerine dönüştürmüştür. Böylece sanat, sanatçı ve kurumların egemenliğinden çıkarak herkes için ortak bir paylaşım hâline gelmiştir.

Allan Kaprow; oluşumları “Farklı zamanlarda ve yerlerde tamamlanan ya da algılanan bir tür eylem kolajıdır, eylemin sanatçı açısından açık seçik hiçbir anlamı olamaz.” şeklinde açıklamıştır. Allan Kaprow, sanat galerilerini “modası geçmiş bir ortam” olarak değerlendirmiş ve alternatif olarak sınıf, spor salonu gibi mekânları kullanmıştır. Küçük gruplar için etkileşim ortamı sağlayan oluşum etkinliklerinde sıra dışı gösteriler ve özgün anlatım yöntemlerinden yararlanmıştır.

Claes Oldenburg’un New York kentinin Doğu Yakası’nın yoksulluğunu yansıtan “Sokak” ve Jim Dien’in “Ev” adlı çevresel oluşumları, Washington Meydanı’ndaki Judson Memorial Kilisesi’nin bodrumunda Judson Galeri adıyla oluşturulan alternatif sergi mekânında izleyiciye sunulmuştur.

Jean Tinguely (Tinguley)’in hareketli üç boyutlu çalışmaları, John Cage’in müziği ve Robert Rauschenberg (Rauşınbörk)’ün resimleri, 1960’lı yıllarda oluşum sanatına yakın bir anlayış içinde gerçekleştirilmiştir. Claes Oldenburg’un “Dükkan (Store, 1961)”, “Otobedenler (Autobodies, 1963)”, ve “Yıkamalar (Washes, 1965)”, Robert Rauschenberg’ün “Harita Odası II (Map Room II, 1965)”, Robert Whitman’ın “Amerikan Ay’ı (The American Moon, 1960)” ve Kaprow’un “Çağrı (Calling, 1965)”, Yoko Ono’nun ‘‘Bir Parça Gökyüzü’’ adlı etkinlikleri önemli oluşumlar arasında sayılabilir. Joseph Beuys ve Wolf Vostell de oluşum sanatının Avrupa’da yayılmasında etkili olmuştur.

Jiro Yoshihara, Akira Kanayma, Saburo Murakami, Kazuo Shiraga tarafından 1954’te Osaka’da oluşturulan, Japon Gutai Sanat Birliği, gerçekleştirdiği bazı oluşumlarla 2. Dünya Savaşı sonrası Japon kültüründe önemli bir yer tutar. Grup, 1972’de Yoshihara’nın ölümüne kadar etkinliklerini sürdürmüştür.

Oluşum uygulamalarının amaç ve uygulanışı, ülkelere göre farklılıklar göstermektedir. Oluşum etkinliklerini açıklayan herhangi bir bildirge ya da duyuru olmadığı için gerçek bir oluşum grubu hiçbir zaman ortaya çıkmamıştır. Oluşum sanatçıları, genelde Allan Kaprow’un tanımlarına da katılmamışlardır. Sanat dünyası, bu sanatçıların eylemlerine benzer etkinlikleri oluşumlar adıyla tanımlamıştır. Oluşumların 1960’lı yıllarda sanat ortamına getirdiği değişim, daha sonra resim ve heykel sanatlarına; kavramsal ve çevresel sanata yeni özgürlükler sağlamıştır.

 

Kaynak: Çağdaş Dünya Sanatı, MEB, 2012.

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.