Selçuklularda Minyatür Sanatı

BAĞDAT EKOLÜ

Resimli kitap sanatı Batı Türkistan’da gelişmiş, Selçuklu Başbuğlarının emrinde çalışan Uygur yazıcıları tarafından İran bölgesine sokulmuş, Bağdat’a yayılarak, Avrupa’nın “Bağdat Çığırı” diye andıkları çığırı açmıştır. Selçuklular devrindeki minyatürlerin, egemenlikleri altında bulunan yerlerde, kendileri için yapılmış olduğu düşünülürse, Bağdat çığırına Selçuklu çığırının bir kolu olarak bakmak daha doğru olur. Selçuklular zamanında Rey ve Kâşân şehirlerinde yapılmış olan fayans işlerinin ve keramiklerin renkli figürleri, özellikleri bakımından bu minyatürler Bağdat’a değil, buralara bağlanır.

Bağdat’ta resimlenmiş olan yazmalar arasında, Yunanca’dan Arapça’ya çevrilen Dioskardes’in Kitabü’l Haşayiş (Materia Medica) ile İbnü’l Mukaffa tarafından Arapça’ya çevrilen Hint’li Beydeba’nın Kelile ve Dimne’sini, bir de Hariri’nin Makamat’ını saymak gerekir.

Irak Selçuklulardan kalma minyatürlü tek bir yazma bilinmektedir. Prof. Ahmet Ateş’in bulduğu “Varka ve Gülşah” adını taşıyan bu yazma, bugün Topkapı Sarayı kitaplığındadır. Varka ve Gülşah, Halife Osman (644-656) ve ilk Emevi halifesi Muaviye (661-680) zamanlarında yaşamış olan Arap şairi Urwah bin Hizam al-Udhri’nin talihsiz hayatından esinlenerek yazılmıştır. Uzun süre unutulmuş olan bu aşk serüveni ile İran şairi Ayyuki, manzum bir eser meydana getirmiş ve Sultan Gazneli Mahmud’a ithaf etmiştir.

Topkapı Müzesi’ndeki Varka ve Gülşah nüshası Farsça’dır ve içinde 71 minyatür vardır. Bu minyatürlerin Hoy’u nakkaş Abd’ül Mümin bin Muhammed tarafından yapıldığı, 61. sayfada bulunan minyatürde okunmaktadır.

İlginizi Çekebilir...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir