Sürrealist Devrimler

Bir  sanat akımının belirgin ürünleri olan yazılı ve çizili yapıtlar, broşürler, bildiriler ve dergiler, yani bir grubun birlikte sürdürdüğü yaşamın canlılığını yansıtan her şey, açıkça ortaya çıkabildiği halde, o akımın gelişimde önemli rol oynamış birçok kimse ve olay, tarihin karanlıklarında gizli kalmaktadır.

İlk sayılarını Pierre Naville ve Benjamin Péret’nin, dördüncü sayısından sonra da (1925) André Breton’un yönettiği La Révolution surréaliste dergisi, Aralık 1924 ile Aralık 1929 tarihleri arasında on iki sayı çıkmıştır. Aralık 1929, Dali’nin sanat alanında kendini gösterdiği, daha da önemlisi Breton’un grubunu köklü bir saflaştırmaya tabi tutarak İkinci Manifesto’sunu yayınladığı tarihtir. La Révolution Surréaliste, aydın kişilerin şiddet duygularını istismar etmiş bir dergidir. Nitekim ilk sayısında, aşırı sağ kanattaki Action Française’in üyesi Marius Plateau’nun katili Germaine Berton’un bir fotoğrafını yayınlamıştır. Bir portre biçiminde olan bu fotoğrafın çevresinde de, grubun diğer üyelerinin küçük küçük fotoğrafları yere alıyordu. Bu sayıda aynı zamanda “Kendini öldürmek acaba bir çözüm müdür?” sorusu da ortaya atılmış, gene ayanı sayıda birçok düş bildirilerine ve “ruhsal otomatizm” metinlerine yer verilmiştir.

Sürrealistlerin hemen tümü için, kendini öldürmenin bir çözüm olmadığını doğal olarak anımsamamız gerekir. İkinci sayı (Ocak 1925) “Tutukevlerinin kapılarını açın, orduyu terhis edin” adlı bir yazı içermekteydi. Ekim 1927’de çıkan 9-10. Sayıda “ruhsal otomatizm”e bağlı kalınıyor ve son sayıda da şu meşhur soru soruluyordu: “Aşkın yerine ne koymayı umarsınız?” Bu derginin, görünüşte sert nitelikler taşıyan resimleri, yazılara oranla daha az politik ve polemik yönleri de daha hafifti.

İkinci Manifestoyu içeren ilk sayısı ile L.S.A.S.D.L.R., Sürrealist safların çöküntüsüne neden olmuştur. Akım dışında kalanlar, Breton’u, Un Cadavre broşürü ile kınadılar. Breton, Fransa’ya siyasal mülteci olarak gelmeyi reddeden Troçki’yi destekliyordu.

1934 yılında Breton, Position politique du surréalisme’de şöyle yazıyordu: “Marx, dünyayı değiştirin; Rimbaud ise yaşamı değiştirin diyorlardı. Bu iki öneri de bize kalırsa birbirinin aynıdır”. Ancak Breton bunu doğrulamak için L.S.A.S.D.L.R.’da serbest nazım ve ahlaksal yaratışı, devrimci çaba disipliniyle birleştirme girişiminde bulunduğu zaman, sanki bireycilikle “toplumsal ruh” gerçekten birbirine uyabilirmiş sanıyordu. Sürrealizmin siyasal açmazı, her halde hiçbir zaman alt edilemeyecek olan böyle bir zorlukla başa çıkamamış olmasından kaynaklanmaktadır. 1934’te Sovyetler Birliği’nde Zhdanov, sanat kavramını, politik bir silah gibi kullanıyor ve Toplumcu Gerçekçilik (Sosyalist Realizm)’in ilkelerini saptıyordu. Stalin dönemi başlamıştı ve artık geri çekilmenin de zamanıydı. “Yalnızca toplumsal düzeyde görülenden” söz ettikleri bir devrimin “karaladığı” Sürrealistler, kabuklarına çekildiler. Minotaure adlı dergi çıkmak üzereydi.

İlginizi Çekebilir...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir