William Hogarth’ın Sanat Tarihindeki Yeri

1697 yılında Londra’da doğan Hogarth,  sanat yaşamına Thornhill’in yanında gravürcü ve resimleyici olarak başlamıştır.(1)

On beş yaşında bir çırak olarak kitap resimlemeleri için bakır üstüne gravür yaparak işe başlamıştır.(2) Bir gümüş ustasının yanında çalışan Hogarth, burada ROKOKO üslübunda  altın ve gümüş kazıma tekniğini öğrenmiştir. 1720 yılında Londra’da  kendi işini kurmuş, boş zamanlarında da resim çalışmaya başlamıştır.

Ahlaksal konuları yetkin bir mizahla ele alan Hogarth, İngiliz resim tarihindeki  önemli yerini büyük ölçüde bu ülkenin 18.yy’daki toplumsal yaşamına ve beğenisine getirdiği taşlamacı eleştirisiyle kazanmıştır.(3) Ahlaksal konulu dizi yapıtlarının ilki olan Fahişenin İlerlemesi, taşralı bir kızın kötü amaçlı, aşağılık Londralıların eline düşüşünü göstermektedir. (Eczacıbaşı) Hogarth bir ahlakçı gibi, toplumsal bazı değerleri kendine konu edinmişti. İçki alışkanlığı, şehvet düşkünlüğü, tamahkarlık, dolandırıcılık gibi kötü hareketleri konu almış baskı resimleri bütün Avrupa’ya yayılmıştı. O bu fikirleriyle esasen bir püritendir. O, bu gibi hareketlerin öbür dünyada değil , bizzat bu dünyada cezalandırılmasını istiyordu.      Ünlü resimleri arasında “Bir Fahişenin Hayatı”, “Modaya Göre Evlenme” gibi resimleri ile, aristokrasinin rezil hayatını gözler önüne seriyordu. Hiç kuşkusuz, o bu resimleriyle halk nezdinde aristokrat büyüklük ve asaleti yıkıyordu. Yaptığı resimlerin bir tiyatro sahnesi gibi olmasını arzuladığı belirten Hogarth’ın, böylece İngiliz janr resmini temsilcisi olduğu anlaşılır. Hollandalı Frans Hals’ın tekniğine benzer bir fırça kullanışı ve bol boya hamurunun yoğunlaştığı bir resim anlayışı vardı. Boya etkisi biçimleri daha da kuvvetlendiriyordu.(4)

1731’de, o günlerde moda olan bir tiyatro oyunundan esinlenerek yarattığı Dilenciler Operası adlı tablosuyla büyük başarı elde etti (5) Bu eser 1729’dan sonra portreler ve genellikle aile sohbetlerini gösteren küçük ev içi resimleri yapmaya başlayan Hogarth’ın bu tür resimlerden ahlaksal konulu ve taşlamacı olanlara geçişini belgeler. (6)  Hogarth’ın bütün yaşamı boyunca süren tiyatroya düşkünküğü, en ünlü tuvallerinden biri olan Richard III Rolünde Garrick (1745) adlı yapıtının da esin kaynağı oldu. XVII. yy. Hollanda portre sanatından kaynaklanan “Konuşanlar Portresi” geleneğini izleyen Hogarth, canlı ve dolaysız üslubunu kabul ettirmeyi bildi; bu doğrultuda gerçekleştirmiş olduğu en ünlü yapıtı,  Altı Hizmetçi Başı’dır; ressam bu yapıtında, anlık bir ifadeyi tuvale aktarmış gibidir. Kaçıcı olanı yakalamadaki ustalığını, en iyi portrelerinde (Captain Thomas Coram, Mrs Elizabeth Salter, 1744) ve özellikle yapımıyla Frans Hals’ı anımsatan şaşırtıcı Karidesçi, Kadın adlı yapıtında görme olanağı vardır.

1731’den sonra en ünlü yapıtlarını vermeye başlayıp, özellikle iki dizisiyle “Yeni Moda Evlilik, 1745; Vahşet Sahneleri, 1751 büyük ün kazandı. Her biri, birbirini izleyen birkaç tablodan oluşan ve bir tür resimli roman oluşturan bu yapıtlarında çağının İngiliz romancıları gibi, fırçasıyla hem gerçekçi, hem ahlak dersi veren öyküler anlattı. Ama bu yönünün yanı sıra, aynı zamanda da büyük bir renkçiydi ve İngiliz resim okulunun gerçek kurucusu oldu. (7)

            Hogarth’ın önemli eserlerinden biri olan Hovarda’nın Yazgısı’da zavallı hovardanın sonunun, delirerek, Bedlam akıl hastanesine düşmek olduğunu gösteriyor. İçinde her çeşit delinin yer aldığı bir korku sahnesi: birinci hücredeki fanatik dindar, saman  yatağı üzerinde, Barok bir resimdeki azizin gülünç bir taklidi gibi acı içinde kıvranıyor; ikinci hücrede kral tacını giymiş bir megalomani hastası görüşüyor; Bedlam’ın duvarına dünyanın resmini çiziktiren geri zekalı, kağıt teleskoplu kör adam, merdivende grup halinde duran gülünç ve garip üçlü-sırıtan kemancı, ahmak şarkıcı ve basamağa oturmuş, sabit bir şekilde bakan, duygularını yitirmiş bir adamın dokunaklı figürü-ve son olarak da ölmekte olan hovardanın yer aldığı grup. Yüzüstü bırakıp terk ettiği hizmetkar kızdan başka onun ölümüne üzülen kimse yok yanında. Yere çökerken o zamanlar deli gömleği yerine kullanılan zincirleri çıkarılıyor. Artık onlara ihtiyacı yık. Trajik  bir sahne, ama hovardanın grubuyla dalga geçen garip cüce ile hovardayı iyi günlerinden tanıyan iki seçkin ziyaretçini oluşturduğu kontrastla daha da trajikleşiyor.(8)

Tabloda her figürün ve olayın, Hogarth’ın anlattığı öyküde belirli bir görevi var. Ama bu tabloyu tek başına iyi bir resim yapmaya yetmez elbette. Konuya önem vermiş olmasına karşın Hogarth’ın dikkati çeken tarafı konusuyla  ne kadar yoğun ilgilenirse ilgilensin yine de ressam yönünün ağır basması. Bu durum sadece fırçasını kullanış tarzı,ışığı ve renkleri dağıtışıyla değil,aynı zamanda figür guruplarının kompozisyonundaki büyük becerisiyle de ortaya çıkıyor. Hovardanın çevresindeki gurup,bütün o garip ürkünçlüğüne karşın klasik gelenekle yapılmış herhangi bir İtalyan resmi ölçüsünde özenle düzenlenmiş. Hogarth aslında bu geleneğin anlamını kavramış olmasında gurur duyuyor, güzelliği denetimi altında tutan yasaları bulduğuna inanıyordu. Dalgalı çizgilerin, keskin köşeli kırık çizgilerden daima güzel olduğu düşüncesini açıklamak için, adını Güzelliğin Ayrıştırılması koyduğu bir kitap yazdı. Hogarth da  akıl çağının adamıydı ve beğeninin öğretilebilir kuralları olduğuna inanıyordu ama yurttaşlarının eski uslara olan önyargılı bağlılığını değiştirmede başarılı olamadı. Dizi halinde yaptığı tabloların ona ün ve para sağladığı doğrudur ama bu ünü, tabloların asıllarından çok bunlardan çoğaltılan ve hevesli bir alıcı topluluğunun hemen kapıştığı oymalardan kaynaklanıyordu. Zamanın resim uzmanları tarafından bir ressam olarak pek ciddiye alınmıyordu ve tüm yaşamı boyunca moda beğeniye karşı amansız savaşı sürdürdü.(9)

            1740’ta  resimlediği Kaptan Thomas Coram portresiyle BAROK anlamda portre yapabileceğini kanıtlamıştır. 1743 ve 1748’de iki kez Paris’e giden sanatçı, 1749’da  Chiswick’te bir ev satın almış, burada kuramsal çalışmalar yapmıştır. Estetik alanındaki görüşlerini açıkladığı The Analysis Of Beauty 1753’te yayımlanmıştır. Sanatçı bu çalışmasında akademizm ile 18.yy beğenisini eleştirmiş ve yetkince kıvrılmanmış çizgiyi resimsel güzellik yolunda somut bir anahtar olarak önermiştir. (10)

DİPNOT

  1. Grolier International Americana Ancyhopedia, Cilt 7, s. 216,  Sabah Yayınları, İstanbul
  2. Gelişim Hachette, Cilt 5, s. 1761, Sabah Yayınları, İstanbul
  3. Eczacıbaşı Sanat Ansiklopedisi, Cilt 2, s. 798, Yem Yayınları,İstanbul
  4. Adnan Turani, Dünya Sanat Tarihi, s. 490-491, Remzi Kitabevi, İstanbul
  5. Gelişim Hachette, Cilt 5, s. 1761, Sabah Yayınları, İstanbul
  6. Eczacıbaşı Sanat Ansiklopedisi, Cilt 2, s. 798, Yem Yayınları,İstanbul
  7. Grolier International Americana Ancyhopedia, Cilt 7, s. 216,  Sabah Yayınları, İstanbul
  8. E.h. Gombrich, Sanatın Öyküsü, s. 463-464, Remzi Kitabevi, İstanbul
  9. A.g.e. s. 463-464
  10. Eczacıbaşı Sanat Ansiklopedisi, Cilt 2, s. 798, Yem Yayınları,İstanbul

KAYNAKÇA

      Eczacıbaşı Sanat Ansiklopedisi, Cilt 2,  Yem Yayınları, İstanbul

      Gelişim Hachette, Cilt 5,  Sabah Yayınları, İstanbul

      Gombrich, E.H., Sanatın Öyküsü, Remzi Kitabevi, İstanbul

Grolier International Americana Ancyhopedia, Cilt 7,  Sabah Yayınları, İstanbul

      Turani, A., Dünya Sanat Tarihi, Remzi Kitabevi, İstanbul

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.